Son yıllarda artarak devam eden enerji ve gıda krizi, megapolleşen kentler, kapitalist modernitenin yarattığı tüketim kültürü, sanayileşme ve baş döndürücü bir hızla gelişen teknolojik ilerlemeler, çevre ve insan sağlığı sorununun önemini iyice hissettirmiştir. Söz konusu sorunların çözülmesinde önemli rol oynayan teknolojik gelişmeler, insanlığın yararına birçok yeni ve alternatif çözümler sunarken; diğer taraftan küçümsenmeyecek oranda sağlıksız ortamlar da yaratmaktadır.
Bu tahribatlar, metropolleşen şehirlerde daha fazla görülmekle birlikte, tarımda kullanılan endüstriyel ve kimyasal yöntemlerden dolayı kırsal alanlar da ciddi tehdit altına girmiştir. Çevre kirliliğini artıran ve ekolojik dengenin bozulmasında önemli paya sahip endüstri kuruluşlarının başında, atıkları ağır metal ve kimyasal içeren kuruluşlar gelmektedir. İlgili endüstri kuruluşları süreçleri gereği çeşitli ağır metalleri kullanmakta ve atıklarında cıva, çinko, kobalt, bakır, demir, kurşun, krom, arsenik ve gümüş gibi metal iyonlarını çevreye bırakmaktadır. Nükleer santraller sağlığa ve doğaya ciddi zararlar vermekte olup, bunlara karşı radikal bir mücadele verilmelidir.
Çevre kirliliğinin arttığı bu yüzyılda, tatlı su ekosistemlerinin yok olma hızı tüm canlılar için riskli bir noktaya gelmiştir. Bu nedenle yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kullanımı ve korunması için suyun kirleticilerden arındırılması gerekmektedir. Yerleşim yerlerindeki kanalizasyon sorunları çözülürken, bu atıkların akarsulara ve göl ekosistemlerine deşarj edilmesi tüm canlılar açısından büyük bir tehlike arz etmektedir. Yine bu suların bilimsel ve fiziksel altyapısı kurulmadan çiftçiler tarafından sulama amaçlı olarak kullanılması da çevre sağlığı açısından büyük tehlikelere yol açmaktadır.
Her geçen gün artan bir diğer çevre sorunu da hava kirliliğidir. Bu sorun, günümüzün ve geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte; ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi, araç kullanımının artması ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği, insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Kapitalist kentleşme, orman alanlarının yetersizliği ve kullanılan fosil yakıtlar, hava kirliliğini büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir.
Pestisitlerin (tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar) kullanımı, insan sağlığına ve çevreye olumsuz etki ettiği gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu tür ilaçların kullanılmaları sonucunda gıdalarda, toprakta, suda ve havada pestisitlerin kimyasal kalıntıları kalmaktadır. Bu durum, insan sağlığını olumsuz etkilemektedir.
Kürdistan coğrafyasında on yıllardır sürdürülen savaşta kullanılan askeri mühimmatlar, kırsal alanlara, toprağa, suya ve ormanlara çok büyük kimyasal zararlar vermiştir. Hâlen devam eden bu savaşın etkileri, başta insanlar olmak üzere birçok canlıyı ve doğal varlığı yok etmektedir.
Çevre Sağlık Politikası’yla tüm bu konularla ilgili çalışmalar ifade edilmektedir. Çözüm konusunda planlamalar yapılarak, bunların hayata geçirilmesi için mücadele esastır..



