İlkelerimiz
Avrupa – Kurdistan Ekoloji Hareketi
İlkelerimiz
- Yeryüzü bir bütündür, bölünüp sınırlandırılamaz. Bir oluşum olarak Avrupa–Kürdistan Ekoloji Hareketi, yaşanan ekolojik yıkıma karşı tüm yeryüzü canlılarıyla ortak ve çoğulcu mücadeleyi benimser.
- Erkek egemen sistemin; mitoloji, din, felsefe ve bilimcilik ideolojileriyle hiyerarşi ve tahakkümü derinleştiren zihniyetine karşı; kadın-erkek, doğa-toplum, kır-kent, yöneten-yönetilen, özne-nesne, akıl-duygu, ruh-beden gibi sıralanan karşıtlıklarla mücadele eden, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasına dayanır. Mücadelesini ve çalışmalarını bu perspektifle yürütür.
- Devletçi, iktidarcı sistemin merkeziyetçi, milliyetçi, cinsiyetçi ve bireyciliği körükleyen kavramsal ve kurumsal yapılarına karşı mücadeleyi ekolojik toplum mücadelesi olarak görür. Farklı kimlik, kültür ve inançların özgürlüğünü, özerk örgütlenmelerini demokratik ulus, konfederalizm ve demokratik özerkliğin temeli sayar.
- Endüstriyalizmin kanserli yapılarıyla sardığı kapitalist kentlere karşı, yerleşik yaşam birimlerini ekolojik birimler olarak tanımlar. Doğrudan demokrasinin öz yönetim ve özgür yaşam alanları olarak eko-kentleri geliştirmeyi, yerel, yerinden ve özerk örgütlenmeleri savunur ve bunun mücadelesini verir.
- Ekolojik sorunları paradigmasal düzeyde ele alır; yerel olduğu kadar küresel çözümler üretmeyi ekolojik varlığımız ve geleceğimiz açısından hayati görür. Bunun için zengin ekolojik örgütlenmeleri, ekolojik ağları, toplumsal ve eylemsel bilincin ekolojik boyutunu geliştirir.
- Toplumun yaşam alanlarının düzenlenmesinde temsili demokrasinin yetersiz olduğunu belirtir. Yerelin kendini yönetmesi için meclisler ve komünler kurulmasını, bu meclislerde doğrudan demokrasi ilkelerinin uygulanmasını savunur.
- Ekolojik bilinci, ahlaki ve politik toplumun temel bilinci olarak görür. Bu bilinçle doğayla uyumlu bir ilişki geliştirir. Ekolojik felaketin temelinde insanın insan üzerindeki tahakkümcü düşüncesini görür ve buna karşı herkesin eşit ve özgürce yaşayabileceği bir toplumsal inşayı amaçlar.
- Nasıl insan hakları varsa, diğer tüm varlıkların da tür veya çeşitlerine göre hakları vardır. Ekoloji Hareketi, kapitalist modernitenin toprak, su ve havayı istediği gibi işleyip metalaştırmasına, daha çok kâr etme uğruna yok etmesine; insanları üretimden koparan her türlü sosyal, siyasal ve ekonomik plan ile uygulamalara karşı durur. Dolayısıyla tüm canlıların yaşam haklarının savunucusudur.
- Doğrudan demokrasinin uygulandığı, doğayla uyum içinde yaşayan, temiz enerji kaynaklarından kendi enerjisini üreten ekolojik yaşam alanlarının kurulmasını teşvik eder. Var olan yaşam alanlarının ekolojik bir hâle dönüştürülmesi için yapılan tüm çalışmaları destekler.
- Yeryüzündeki canlı ve cansız her türlü varlığı “kaynak” olarak gören, kâr elde etmeyi merkeze alan anlayışa karşı çıkar. Günümüz medeniyetinin doğayı nesneleştiren algısının yerine, doğa ile insanın uyum içinde yaşayacağı ekolojik temelli yaşam koşullarını ortaya koymak için çalışır. Bu uğurda ortaya konan öneri ve eylemleri destekler.
- Savaşın çevre üzerindeki yıkımını teşhir eder. Ekoloji Hareketi, savaşsız bir dünya için mücadele eder; barışçıl çözümü esas alan diplomasiyi geliştirir.
- Cinsler arası tarihsel baskının karşısındadır. Cinsler arası hiyerarşik, ayrımcı toplumsal rollerin yeniden üretilmesine karşı mücadele yürütür.
- Açlığı ve yoksulluğu derinleştiren “yardım etme” mantığı yerine, üretime dayalı, komünal ve dayanışmacı ekonomi modellerinin gelişimi için çalışır.
- Tarımda üretimi zaman içinde kısırlaştırıp küresel şirketlere bağımlı kılan devasa büyüklükteki monokültür (tektip) tarım anlayışına ve GDO’lu tohum ekimine karşıdır. Tarımın çeşitliliği ve sürdürülebilirliğinin yaşam için gerekli olduğunu kabul eder ve bu çeşitliliğin devamı için doğal tarımsal modelleri destekler.
- Yerel tohumların çoğaltılması ve yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütür.
- Doğayı tahakküm altına almayan, küçük ve orta ölçekli tarım ve hayvancılığa dayalı üretim modellerini koruyup destekler.
- Kentlerin kontrolsüz büyümesine, yerelli esas almayan kentsel dönüşüm modellerine karşıdır. Kapitalist zihniyetle tasarlanmış planlamalara alternatif olarak, kentlerin ekolojik temelli ve yerinden dönüşümü için çalışır; kendine yeten kentler oluşturma yönünde mücadele yürütür.
- Kırsal yaşamı tehdit eden kentleşme modellerine karşı, kır ve kent arasındaki dengeyi koruyacak modelleri destekler; kır ve kentlerde komünal örgütlenmeyi esas alır.
- Toplumsal ve ekonomik dokuyu bozan tekelci yapılara karşıdır. Kâr etmeye ve rekabete dayalı endüstriyel kullanımı reddeder. Toplumsal ihtiyacı karşılama amaçlı eko-teknolojiyi geliştirir. Ekolojik dengeye dayanmayan her türlü üretimi reddeder.
- Enerjiyi tekelleştiren her türlü yapıya, kuruma ve oluşuma karşı durur. Herkesin ulaşabileceği ve kullanabileceği yenilenebilir alternatif teknolojilerin gelişimini destekler. Enerji politikalarında tasarrufu esas alır.
- Suyun tüm canlılar için temel ve yaşamsal bir hak olduğu gerçeğinden hareketle, ticarileştirilmesine karşı çıkar. Ayrıca hidro-hegemonik politikalarla toplumlara karşı “stratejik silah” olarak kullanılmasını reddeder.
- Pozitivist düşünce yapısına eleştirel yaklaşır. Kadim kültürlerin çözüm yöntemlerini önemser. Bilginin çok merkezli olmasını savunur.
- İhtiyaç temelli gelişmeyen tüm projelere; HES’lere, barajlara, termik ve nükleer santrallere, kaya gazı, maden, kum ve taş ocaklarına karşı durur.
- Yerleşim yerlerinin demografik yapısına müdahaleleri engellemeye dönük mücadele yürütür. Merkezi ve yerel yönetimler tarafından çevreye, tarihsel dokuya ve toplumsal hafızaya zarar verebilecek tüm planlama ve uygulamalara karşı çıkar.
- Ekoloji bilincini yaymak için çalışmalar yürütür. Ekoloji akademileri, dergiler, TV ve radyo programları; forum, konferans, panel vb. toplantılarla bu bilinci toplumsallaştırır.
